26 Ekim 2014 Pazar

Kısa... Kısa... Kısa...



... Sonra ne oldu bilmiyorum, ben hep onu düşünmeye başladım. Bazen yanı başımda söylenen bir söz, bir cümle bile yeterdi onu hatırlamam için. Her yerde karşıma çıkıyordu. Baktığım, gördüğüm, duyduğum her şeyde. Zaten insan hayatı böyle değil mi? Kendini eksik hissettiğin ne varsa sürekli karşına çıkmaz mı? Ne kadar kaçarsan kaç, günün birinde yakana yapışmıyor mu? Belki de, gerçekten böyle olmuyordu. Çevremdeki her şeye anlam yüklemem onu çok düşündüğüm içindi. 
Kısır bir döngüdeydim, bunu uzun bir süre fark edemedim.

                                                                                                İrem Nazlınur ÇETİN /25.10.2014

14 Haziran 2014 Cumartesi

SE(N)SİN




Dün seni anlattım arkadaşlarıma.

3 yıl önceyi…

Anlattıkça fark ettim, ben ilk kez birini gerçekten sevmiş(t)im.

O şehir, o cadde, o kaldırım.

Seni sevmem için yeterliydi.

Eksik olan sendin.

Oysa ben sevdiğim şehirlerden bile vazgeçerdim,
kalplerin arasına mesafe girmesin diye.

                                          08.06.2014
                                                                                                     

28 Nisan 2014 Pazartesi

12 Şubat 2014 Çarşamba

Yalnızlığın Mavisi Nisan'da çıkıyor!


''Yalnızlığım, hiç görmediğim birine duyduğum sevgiydi aslında. Sevgiyle büyüttüm yalnızlığımı.'' (Ön sözden)

facebook sayfası: https://www.facebook.com/yalnizliginmavisi

4 Haziran 2013 Salı

Sadece Bir Süre

Verdiğim karardan pişman değilim, sadece vedalaşmak zor geliyor. Gittiğimde bir süreliğine bile olsa her şey iyi olacak mı, bilmiyorum. Bu kararı neden aldığımı da bilmiyorum. Amacım mutlu olmak değil, mutsuz olmakta. Sanırım biraz kaçış, biraz kendini dinleme isteği.

2 senedir hiçbir şey yolunda değil. ( hiçbir şey istediğim gibi değil demek geliyor içimden ama hayattan bir şey istememeyi çoktan öğrendim ben) Birtakım şeylerle ya da kendimle devamlı bir çatışma halinde olmaktan yoruldum. Hiç olmadığım kadar yalnız kaldım, bu kendi isteğim bile olsa yalnızlıktan sıkıldım.  Destek olduğum kadar destek bekledim. Olmadı. Kimseyi bulamadım yanımda.

Bu yaşıma kadar sevemediğim hayattan daha da nefret ettim.  Öfkelendim, yıkıp dökmek istedim her şeyi. En çok da beni kimsenin bulamayacağı bir yerde ölüp gitmeyi…

Her şey bu kadar kötü müydü?  Hiç mi güzel şeyler olmadı?

Oldu. Ama yaşadığım olumsuz şeylerin hepsi mutlu olduğum günlerin üzerini örttü.

Yaşayamadım güzel şeyleri.

Belki de bu yüzden bu şehirdeki herkesi bir süre görmemek istedim. Birkaç kişi dışında.

Şimdi biraz daha iyiyim. Gideceğim gün her saat biraz daha yaklaşıyor

Ama,

Gitmek zor değil.

Zor olan –geri gelecek olsam bile- vedalaşmak.

…

İ.N.Ç


9 Mayıs 2013 Perşembe

Gri Bulutlar


Herkes mi mutsuz bu şehirde? Herkes mi hüzünlü?

Hayat denen kaosun içinde oradan oraya savrulurken mutlu olmayı unutan zavallı insanlar mıyız? Belki de nedenini bilmediğimiz bir mutsuzluğun peşinde koşuyoruz, gerçeklerin farkında olmayan tüm aptallar gibi.

Ben bu yüzden en çok hayalleri sevdim, insanları değil. Canımı yaktığı için sahip olduğum bütün gerçeklerden kaçtım, hayallere sığındım. Toprağa armağan ettiğim bütün herkesi yaşıyormuş gibi kabul ettim mesela. Benimle aynı hayatı, aynı zaman dilimini paylaşıyorlarmış gibi. Her gün gördüğüm, yanımda olan insanlar gibi. 

Babam gibi. Kaybettiğim arkadaşım gibi.

...

Gri olan bulutlar değil, düşüncelerin.


İrem N.Ç.
090513